Türkiye’deki 3 Kürt partisine kapatma davası

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Türkiye’de Kürt partilerinden PSK, PAK ve KKP hakkında Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu’na aykırı ifadelerden dolayı açtığı kapatma davasına tepki gösteren partiler, bunun “hukuki gerekçesinin olmadığı” savunuyor

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, tüzük ve programlarında Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu’nun bazı maddelerine aykırı ifadeler yer aldığı gerekçesiyle Türkiye’de siyasi faaliyet yürüten, Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK), Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK) ve Kürdistan Komünist Partisi’nin (KKP) kapatılması için Anayasa Mahkemesi’ne (AM) başvurdu. Anayasa Mahkemesi, kapatma talebini 13 Şubat’ta yapacağı toplantıda görüşecek. 

Başsavcılık, siyasi partilerin tüzük ve programlarının, Anayasa’nın 3, 68/4 ve Siyasi Partiler Kanunu’nun 78, 79/a, 80, 81, 82, 83 ve 96. maddelerine aykırı bölümler içerdiğini ve söz konusu aykırılıkların yapılan uyarılara rağmen giderilmediğini kapatma davasına gerekçe olarak gösterdi.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 13 Şubat Çarşamba günü ilk incelemesini yapacak. Genel Kurul, ilk incelemede dosyada herhangi bir eksiklik görmezse daha sonra yapacağı esas incelemede partilerin kapatılıp kapatılmayacağına karar verecek.

PSK Genel Sekreteri Mesut Tek, PAK Genel Başkanı Mustafa Öztürk, Hukukçular Derneği Genel Başkanı Avukat Cavit Tatlı ve Şırnak Baro Başkanı Nuşirevan Elçi kapatma davasını Independent Türkçe’ye değerlendirdi.

 

PSK: “Davanın hiçbir hukuki gerekçesi yok”

Kapatma davasının siyasi bir karar olduğunu ve “hiçbir hukuki gerekçesinin olmadığını” savunan Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) Genel Sekreteri Mesut Tek, “Kanuni gerekçesi olsa bile uluslararası hukukta hiçbir karşılığı yok. Çünkü Türkiye’nin taraf olduğu ve imzaladığı Venedik Konvansiyonu’na göre şiddete başvurmayan tüm siyasi partiler adları ne olursa olsun serbestçe her türlü faaliyetlerde bulunabiliyor.” Dedi.

Türkiye Anayasası’nın uluslararası hukuku tanıdığını ve ülkedeki yasalar ile uluslararası kararlar arasında bir çelişkinin vuku bulması durumunda uluslararası hukukun geçerli olduğuna dair bir madde olduğunu hatırlatan Tek, davanın devletin Kürtleri legal alandan dışlamak için yürüttüğü sistemli ve düzenli bir politikanın son adımı olduğunu ileri sürerek, “Parti kurulduktan bir müddet sonra ihtar geldi ve denildi ki ‘Parti adını değiştirmeniz lazım’ biz de bu ihtara karşılık savunmamızı yaptık ve o savunma sonuçlanmadan kapatma davası açıldı. Bu iletilen hukuksuz durumun en bariz örneğidir.” ifadelerini kullandı. 

Haklarında açılmış bir dava olduğunu ve o dava kapanmadan yeni bir davanın açıldığını dile getiren Tek, “Peki ilk davayı biz kazanırsak ne olacak?” sorusunu sordu.

Davanın Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesini savunan Kürt siyasi hareketine yönelik bir saldırı olduğunu ileri süren Tek, haklarını korumak için legal ve demokratik yoldan ilerlemeye devam edeceklerini ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de dahil tüm hukuki yollara başvuracaklarını aktardı. 

 

PAK: “Düşünce ve örgütlenme özgürlüğünü yok sayan bir adımdır”

Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK) Genel Başkanı Mustafa Öztürk de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve Anayasa Mahkemesi tarafından kendilerine daha önce uyarı yapıldığını ve isimleri ile parti programlarının değiştirilmesinin talep edildiğini ancak bu istekleri yerine getirmediklerini ve bunun üzerine haklarında kapatma davası açıldığını söyledi. 

Parti programlarını savunacaklarını ve herhangi bir değişiklik yapmayacaklarını belirten Öztürk, “Bu kapatma davası ile birlikte, gayri hukuki bir şekilde Yargıtay Partiler Listesi’nden partimizin ismi çıkarıldı. Biz bu uygulamaya de itiraz edeceğiz. PAK yasal bir parti hakkını kazanmış bir partidir. Kapatma davası da TC Anayasası'nın 90. maddesine aykırı bir girişimdir. Düşünce ve örgütlenme özgürlüğünü yok sayan bir adımdır” ifadelerini kullandı.

Çiftyürek: Devletin kafası karışık

Kapatma davasına sosyal medyadan tepki gösteren KKP Genel Sekreteri Sinan Çiftyürek ise şu paylaşımda bulundu:

“Gündem Kürdistan partilerin kapatılması. Devletin kafası karışık! Konjonktüre Güney ve Rojava gelişmelere göre politika belirliyor. Dün Dağda silah tutacağına düz ovada siyaset yapsın diyen bugün düz ovada siyaset yapanları kapatırım diyor. Partileri kapatın Kürdistan yok mu olacak?”

Tatlı: “Siyasi partilerin kapatma alanı çok daraltıldı”

Mahkemelerin tarafsız ve bağımsız olduğunu, Türkiye’nin geçirdiği bunca yıllık demokrasi süreci ve hukukun üstünlüğü noktasında yaşanan birçok hususun olduğu tespitinde bulunan Hukukçular Derneği Genel Başkanı Cavit Tatlı, bugüne kadar kapatılan partilerin hiçbirinin başka isimle açılmasına engel olunmadığını söyledi.

Tüm siyasi partilerin Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu ile diğer kanunlara bağlı olması gerektiğini belirten Tatlı, “Mer’i yasalarda partilerle alakalı tüzük ve program gibi durumlarda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı yetkilidir. Savcılık bununla alakalı bir düzeltme veya değişiklik yapın şeklinde bir bildirimde bulunuyor ve partiler de bu düzenlemeyi yapmıyorlarsa savcılık kanun gereği dava açar. Bu idari para cezası veya kapatma şeklinde olabilir. Ama kapatmayla alakalı olarak bildiğim kadarıyla alan çok daraltıldı” dedi.        

Mer’i kanunlar evrensel hukuk kurallarıyla bağdaşsa veya bağdaşmasa da kanun maddesi varsa buna herkesin uyması gerektiğini vurgulayan Tatlı, “Gazeteci, avukat ve diğerleri gibi siyasi partilerin de buna uyması gerekir. Bunun çözümü nedir? Bunun çözümü ya kanun maddesi değişir ya da Anayasa’da değişiklik yapılır. Eğer suç değilse zaten ceza almaz. Ama kanunda karşılığı varsa ve böyle bir dava açılmışsa Anayasa Mahkemesi değerlendirme yapacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Elçi: “Anayasa Mahkemesi davayı reddetmeli”

Siyasi partilerin kapatılma davasını hukuki dayanaktan yoksun bir dava olduğunu iddia eden Şırnak Baro Başkanı Nuşirevan Elçi, “Anayasa’da parti kapatma gerekçesi açık olarak belirtilmiş. Bir siyasi partinin kapatılabilmesi için açıkça terör eylemlerine katılmış olması gerekir. Kürdistan ismi bir bölgenin ismi. Osmanlı döneminde de yine Kürdistan olarak telaffuz ediliyordu. Bu tür komplekslerden uzaklaşmak gerektiğini düşünüyorum. Bu amacından sapmış bir taleptir” dedi. 

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kapatma davası talebini hamasi bir talep olarak değerlendiren Elçi, şunları kaydetti:

“Uluslararası hukukta bu böyledir. Şiddete buluşmamış ve şiddeti benimsememiş hiçbir siyasi parti kapatılmaz. Kapatılma isteği ile Anayasa Mahkemesi’ne gidilmesi hukuka ve mevzuata terstir. Bir siyasi parti sırf isminden dolayı kapatılmamalı. Mahkemenin kapatma talebini reddetmesi gerektiğini düşünüyorum”

 

Independent Türkçe
 

DAHA FAZLA HABER OKU