Sınırın öte yakasında mülteci krizi: Yunanistan’da son 72 saatte neler yaşandı?

Ioanna Kleftogianni, mülteci akınının komşudaki yansımalarını Independent Türkçe için takip etti 

Çocuk yaştaki mülteciler, Türkiye'nin Pazarkule sınırından Yunanistan'ın Kastanies Köyü'ne Meriç nehri üzerinden geçmeye çalışıyor (Reuters)

Yunanistan sınırına akın eden göçmenlerle ilgili Türkiye tarafında, “bir mültecinin Yunan ordusunun ateşiyle öldürüldüğü,” “Yunan Sahil Güvenliği’nin mülteci botlarını batırmaya çalıştığı” gibi iddialar ortaya atılırken, sınırın öte tarafında da “Türk Sahil Güvenliği’nin mülteci teknelerine eşlik ettiği,” “Mültecilerin sınırın diğer tarafına gaz bombaları attığı” gibi haberler, iddialar, videolar dolaşıyor. Türkiye tarafında “mültecilerin gidişi” şeklinde yaşananlar Yunanistan’da “mülteci akını” şeklinde karşılanıyor. Bu hafta sonu yaşananları ve farklı kesimlerin verdiği tepkileri derledik.

Savaş sahnelerinin pazar günkü adresi Evros (Meriç) sınır bölgesiydi: Yunan güvenlik güçleri, cumartesi sabah 11'den beri çalışması sekteye uğramış Kastanies (Kestanelik) sınır kapısı önünde toplanmış göçmen ve mültecilere göz yaşartıcı gaz bombaları atarken mülteciler de onlara taşlarla karşılık verdi, öğleden sonra mültecilerin sınır kapısına akınının yoğunlaşmasıyla birlikte Yunan özel kuvvetleri uyarı atışı yapmaya başladı. BM Uluslararası Göç Örgütü'nün (IOM) verdiği rakamlara göre, 212 kilometrelik Yunanistan-Türkiye sınırı boyunca en az 13 bin mülteci ve göçmen toplandı. Türkiye'nin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamaya göre pazartesi saat 13.50 itibarıyla Edirne üzerinden Türkiye'den ayrılan göçmen sayısı 117 bin 677 olarak belirlendi.

     

    Yunan hükümet sözcüsü: Türkiye kaçakçı haline geldi

    Yunan tarafının ülkelerine giren mülteci sayısıyla ilgili verdiği rakamlar ise epey farklı. Yunanistan hükümet sözcüsü Stelios Petsas, yaklaşık iki buçuk saat süren olağanüstü Devlet Dış İlişkiler ve Savunma Komitesi (KYSEA) toplantısının ardından pazar gecesi bir açıklama yaptı ve "Türkiye göçmen ve mülteci kaçakçılığını sınırlamak yerine kaçakçı haline geldi" dedi. Yunan hükümetinin başvurmaya karar verdiği 5 önlem arasında sınır muhafızları sayısını en üst seviyeye çıkarmak, bir ay boyunca yeni iltica başvurusu kabul etmemek ve aynı zamanda Avrupa'nın tam desteğini almak için TFEU'nun (AB'nin İşleyişi Hakkında Antlaşma, AB'nin iki temel anayasal metninden biridir ed.n.) 78.3'üncü maddesini yürütmek yer alıyor.

    Bölgede gerginlik cumartesi sabahı 6'da başladı. Yunan makamlarına göre pazar akşam saat 6'ya kadar, içlerinden bazıları Yunan tarafına sürekli taş, yanan tahtalar ve metaller atan 9 bin 972 kişinin Yunan topraklarına (Meriç civarından) girişi engellendi. Sınırı geçen 73 kişi cumartesi günü tutuklandı. Hafta sonu boyunca, Türkiye-Yunanistan kara sınırından 70'i pazar günü olmak üzere toplam 136 kişi Yunanistan'a geçebildi. Geçenlerin tamamı tutuklanarak yargılanmak üzere cezaevine gönderildi.

    "Göçmenler İdlib’den değil Afganistan, Pakistan ve Somali’den"

    Pazar günüyse Meriç civarından yaklaşık 5 bin göçmenin yasadışı giriş teşebbüsünde bulunduğu kaydedildi ve 60 tutuklama gerçekleşti. Yunan makamlarına göre yasadışı yollardan ülkeye girenler İdlib'den değil. Bu göçmenler Afganistan, Pakistan ve Somalili. Yunan yetkililerin pazartesi yaptığı açıklamaya göreyse Meriç sınırından geçmeye çalışan toplam 24 bin 203 mülteci engellendi, sınırı geçmeye çalışan 183 kişi yakalanarak cezaevine gönderildi. Bu 183 mültecinin sınır ihlali nedeniyle senelerce sürebilecek hapis cezalarıyla karşı karşıya kalma ihtimalleri söz konusu.

    En organize sınırı aşma girişimiyse cumartesiyi pazara bağlayan gece, sabaha karşı saat 2 civarında gerçekleşti. Kalabalık bir genç göçmen grubu çitlerle korunmayan Kastanies Ormanı'ndan Yunan topraklarına girmeye çalıştı.

    Polis güçleri sabah saat 1.30'dan itibaren bu grubun hareketlerini tespit etti ve takip ederek Yunan topraklarına girişini engelledi. Ancak kalabalıklar gece boyunca sınır ihlali girişimlerine devam etti. Sonunda, bir göçmen grubu Meriç'teki çitin bir kısmını kırmayı başardı ve Yunan topraklarına girdi ama göz yaşartıcı gaz ve ses bombasıyla geri püskürtüldü. Yunan kuvvetleri kalabalığı püskürtmesinin ardından, kısa sürede hasar gören çitleri onardı.

    Gözaltına alındıktan sonra tutuklu yargılanmak üzere cezaevine gönderilen 183 mültecinin sınır ihlali nedeniyle senelerce sürebilecek hapis cezalarıyla karşı karşıya kalma ihtimalleri söz konusu (AFP)

    “Mültecilere biber gazı verildi” iddiası

    Pazar günü öğleden sonra göçmenler yine sınır çitini yıkmaya çalışırken, Yunan medyası Türkiye tarafından Yunan tarafına biber gazı fırlatıldığını iddia etti ve bununla ilgili bir video sosyal medyada yayılmaya başladı. Yurttaşların Güvenliği Bakanlığı’ndan (Yunanistan’da polisin bağlı olduğu bakanlık) adını vermek istemeyen kaynak, Türkiye polisinin mültecilere gaz bombası verdiğini öne sürdü. 
     

    Yunan sosyal medyasında dolaşan bu videoda, Türkiye tarafından Yunanistan'a atılan gaz bombaları görünüyor ancak kimin attığı belli değil. Her ne kadar bombalar epeyce yüksekten gelse de bunların mülteciler tarafından atıldığına dair somut bir kanıt yok

    Yunan özel kuvvetleri sınırda

    Orduya ve polise ait en az iki araç atılan taşlardan hasar gördü. Çatışmalar sırasında üç Yunan polisi yaralandı. Pazar gün boyunca tüm sınırı tutmak ve Yunan-Türk sınırındaki savunmayı kuvvetlendirmek için takviyeler yapan Yunan makamları, Türk tarafının muhtemel bir 'sıcak' olayın gerginliğinden yararlanmaya çalışacağını düşündüklerinden Meriç ve adalardaki ordu birimlerinin bütünlüğünü artırmak amacıyla Orta ve Doğu Makedonya ve Trakya'dan yeni ordu kuvvetleri ve özel kuvvet müfrezeleri taşındı. 

    Yunan Emniyeti'nin üst düzey yetkilileri de Ankara'yı "bölgenin istikrarsızlaştırılması için organize bir planın arkasında" görüyor. Yunanistan Genelkurmay Başkanı Konstantinos Floros, her iki taraftaki durumun tam bir resmini görebilmek için Yunanistan-Türkiye sınırının üzerinde helikopterle uçtu. Floros, 24 saat termal kameralarla güçlendirilmiş devriye gezdiğini ve helikopterlerin gece gündüz sınırları havadan kontrol ettiğini söyledi.

    Pazar sabahı Savunma Bakanı Nikos Panagiotopoulos da Kastanies ve Evros’taki askeri birlikleri ziyaret etti ve “Sınırımıza doğru organize bir hareket var ama sınırlarımız mükemmel şekilde korunuyor” dedi. 

    Yunan Hükümeti akını durdurmak için her türlü gözdağını vermeyi denedi. Pazar günü sınıra yaklaşanların cep telefonlarına ‘konuma SMS’ yöntemiyle pek çok farklı dilde gayet net bir mesaj gönderildi:

    Kimse Yunan sınırlarını geçemez. Yasadışı giriş yapmaya çalışanların girişleri etkin biçimde engelleniyor ve engellenecektir.
     

    Yunan medyasının Türkiye'ye yönelttiği suçlamalar arasında Türk Sahil Güvenliği'nin mülteci botlarına eşlik ettiği iddiası bulunuyor ve Yunan sosyal medyasında bu video sıklıkla paylaşılıyor. Yunan medyası bir mülteci çocuğun boğulmasında Yunan Sahil Güvenliği'nin payı bulunduğuna dair suçlamayı da kaçakçıların, mültecilere bir yöntem olarak; "Yunan Sahil Güvenliği'ni görünce denize atlayın, sizi kurtarmak zorundalar böylece iltica etmiş olursunuz" demesiyle açıklıyor. Mülteci çocuğun boğulmasının bu taktiğin beklendiği gibi gitmemesi sonucunda meydana geldiğini söylüyorlar

    Yunan Dışişleri: Türk makamlarının rakamları yanlış

    Dışişleri Bakanlığı, attığı tweet'te "Türk yetkililerin dezenformasyon kampanyası sürüyor. Gerçek şu: Dün sabahtan bu sabaha kadar 10 bin kişinin Yunan bölgesine (Meriç'ten) girişi engellendi. Yunan toprağına yasadışı şekilde giren İdlib'le alakasız 73 kişi tutuklandı ve uygun şekilde yargı önüne çıkarıldı" diye yazdı. Bakanlık İngilizce attığı ikinci bir tweet'le “Yasadışı giriş yapan herkes etkili bir şekilde engellendi. Türk makamları tarafından bildirilen rakamlar tamamen yanlış ve yanıltıcıdır" diye ekledi.

    Yunan milliyetçiler sahada

    Olaylar kızışırken Kuzey Yunanistan'ın çeşitli yerlerinden Kastanies'e Yunan protestocular geldi, sınır parmaklıkları önünde Yunan bayrağı açtı, Yunan milli marşı söyledi ve "Yunanistan Yunanlılarındır" diye tezahürat yaptı.

    Başbakanlık Müdürü Gregory Dimitriadis'e göre sınırdaki savaş sahnelerini izleyen yurttaşlar ve topluluklar da (örneğin; Dedeağaç Tarım ve Hayvancılık Derneği) polis ve ordu güçlerini desteklemek için sınırlara akın ediyor.

    Yunan milliyetçiler göçmen karşıtı sloganlarıyla sınırlara akın ediyor (AP)


    Sınırlara yakın yaşayan yurttaşlarsa gelişmelerden endişeli. Cumartesi gecesi internet yoluyla yayılan haberler Kastanies köyünün göçmen yığınlarının baskısıyla tahliye edileceğini söylüyordu. Orestiada Belediye Başkanı Vassilis Mavridis bu haberlere cevaben hemen "Yalan haberlere inanmayın!" yanıtını verdi.

    Kastanies'teki Aigli adlı kafe-barın sahibi Mary Rossi, “Hiçbir yere gitmiyoruz. Evlerimizde ve yurdumuzda kalacağız. Termopylae’yi koruyoruz” diyor. "Termopylae’yi korumak", “vatana sahip çıkmak” anlamına gelen bir deyim. Yunan mitolojik tarih anlatısına göre 300 Spartalı filmine de konu olan Termopylae Savaşı’nda Leonidas’ın 300 cesur adamı yüz binlerce askerden oluşan Pers ordularına karşı Termopylae geçidinde direnmişti.

    Mary, pazar günü Savunma Bakanı Panagiotopoulos'un Kastanies sınırlarındaki incelemesi boyunca bakanı takip etti ve onunla konuştu. Mary, barından birkaç metre ötedeki çatışmaları hemşehrileriyle birlikte televizyondan izlerken "Güvendeyiz. Hiç olmadığı kadar çok polis ve askere sahibiz. Sınırlar güvenle kapalı" diye ekliyor.

    Mary yine de sınır kasabasının sokaklarında dolaşan mülteciler gördü. Mary, kafesindeki telefon başka yerlerden ve Atina'dan sınırda olup bitenleri ilk elden öğrenmek isteyenlerin aramalarıyla çalarken “Gece vakti korumasız, açık sınır noktasından giren 4-5 kişi. Çok azlar. Tehlikede değiliz” diye ısrar ediyor.

    “Geceleri mültecilerin çığlıkları geliyor”

    Mary'nin söylediklerini doğrulamak için köye bir ziyaret yeterli. Bölgedeki yaşam her zamanki ritminde sürüyor. Meyhane ve kafeler her zamanki koşuşturmasında. Mary'nin evi sınır karakolundan 500 metre uzaklıkta. Orada yabancı plakalı araçlardan oluşan bir trafik sıkışıklığını fark ediyor. "Onlar yabancı gazeteci ve sivil toplum örgütleri" diye anlatıyor bana. Mary "Günler kolay geçiyor. Bizim için zor olan gece" diye açıklıyor:

     Geceleri mültecilerin çığlıkları ve sınırın diğer tarafında kendilerini ısıtmak için yaktıkları plastiklerin ve odunların doğurduğu boğucu atmosfer var.

    Kastanies'te hiç otel yok.  Polis güçleri, diğer yerlerin yanı sıra 18 km uzaklıktaki Orestiada'daki (Kumçiftliği) otellerde kalıyor.

    “Mülteciler düşmanımız değil”

    Bölgedeki Electra Otel'in resepsiyonisti Christina, durumdan endişeli değil. Christina bize "Göçmenler, çatışmalara rağmen sınırları geçmeyi başaramadı. Buradaki durum televizyon dizilerindeki kadar trajik değil" diyor. “Son haftalarda mülteci akını durmuştu. Erdoğan sınırları açmaya karar verdiğinde işler değişti” diyor sınırdan sadece 18 km uzaktaki Orestiada şehrinde bir otelde resepsiyonist olarak çalışan Christina. 

    Çalıştığı otele cumartesi günü birkaç mülteci gelmiş ve iki kişilik oda istemiş. Christina "Ama tüm odalar çevik kuvvet polislerince rezerve edilmiş halde" diye açıklıyor. Şu anda o kadar çoklar ki Komotini (Gümülcine) ve Alexandroupoli'ye (Dedeağaç) de yerleşmek zorundalar.

    Christina panik içinde olmasa da kasaba halkı acil durum için kuru gıda tedarik etti:

    Buradaki herkesin işler kontrolden çıkarsa diye arabasında hazır bir bavulu var. Mültecilerle bir derdimiz yok. Bize zarar vermek istemiyorlar. Onlar Türk siyasetinin kurbanları.

    Mülteci kampını ateşe verdiler

    Cumartesiden beri göçmen botlarının durmaksızın aktığı Midilli Adası'nda da pazar günü boyunca gerginlik devam etti. Sadece pazar sabahı 400 kişi Türkiye sahillerinden 10 plastik botla adaya geldi. Öğleden sonra öfkeli vatandaşlar Lefki limanına inmek isteyen 50 mülteciye izin vermedi. Diğerleri ocak ayından bu yana kapalı olan Sikamia mülteci kampını ateşe verdi. Limandaki kargaşa sırasında bir Alman foto muhabiri saldırıya uğradı ve kamerası denize atıldı.

    fazla oku

    Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

    Pazar öğleden sonra Moria Beldesi Bölgesel Vali Costas Moutzouris, Nea Dimokratia (Yeni Demokrasi) Milletvekili Charalambos Athanasiou, Midilli Belediye Başkanı Stratis Kitelis ve Morias Başkanı Yiannis Mastrogiannis tarafından düzenlenen kriz toplantısında Batı Midilli'ye varan göçmenlerin Moria kampına erişememesi için Batı Midilli Belediyesi'ndeki sınırın kapatılmasına karar verildi.

    “Midilli’de devlet yok faşistler var”

    Midilli Dayanışması’ndan Katerina Voltsiou “Adadaki durum artık kontrolden çıktı” diyor.

    Bütün faşistler bir kez daha yolları kapamak ve Yunan kimliği olmadıkça kimsenin geçmesine izin vermemek için bir kez daha dışarıda. Bundan Belediye Başkanı Kitelis sorumludur. Bunu o başlattı!

    Voltsiou "Durum daha da kötüleşiyor çünkü polis yok. Burada devlet yok” diyor. Voltsiou adalıların Thermi limanına hapsettiği 150 göçmenin kaderinden endişe duyuyor.

    Bütün gece göçmen dolu yeni botlar gelecek. Faşistler ipleri elinde bulundurduğu sürece onlara ne olacağını kimse bilmiyor.

    SYRIZA hükümeti döneminde Göçten Sorumlu Bakan Yannis Mouzalas, Independent Türkçe'ye verdiği demeçte, "Polisin Yunan sınırlarındaki göçmen akışını engelleme çabaları bir zorunluluk" diye konuştu.

    Bu bir acil durum, normal mülteci akışından farklı bir şey. Göçmenler, Türkiye Cumhurbaşkanı'nın savaş silahı oldu. Öte yandan, sınırlarımızda bizi bir ulus olarak utandıracak ırkçı davranışlar riski var. SYRIZA, göçmen akışlarına dayanışmayla karşılık verebileceğimizi kanıtladı. Sorunu ırkçılıkla halledemeyiz. Midilli'deki kargaşa kabul edilemez. Yunanistan bir hukuk devleti olarak kalmalı.

    Yunan hükümeti deniz sınırı muhafızlarını donanmadan gelen kuvvetlerle güçlendirirken, Frontex ve NATO'dan müdahale etmesini istiyor.

    Tanınmış Yunan-Türk ilişkileri analisti Stavros Lygeros, bunu "Frontex (AB'nin sınır güvenliği kurumu ed.n.) yüksek alarm durumu ilan etse de şu anda Yunanistan'a ait olmayan bu sorunun tüm yükü AB'nin değil Yunan hükümetinin üzerinde” diyerek hükümetin Frontex'i göreve çağırmasını destekliyor. Stavros, "Her şeyin olması mümkün. Korunmasız tek bölge, deniz. Yakında Meriç bölgesinde işlerin İdomeni'den (Türkiye ve Kuzey Makedonya sınırlarına yakın, mülteci akınına uğrayan küçük bir köy ed.n.) daha kötü hale geldiğini göreceğiz" tahmininde bulunuyor. 

    Pazartesiyse Türkiye İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan Yunanistan’a yönelik göçmen çağrısı geldi. Bakan Soylu, “Yunanistan'ın üzerine düşen, sınırlarına gelmiş insanların sığınma taleplerini göç hukuku açısından değerlendirip, koruma sağlanması gerekenleri koruma altına almaktır. Bu süreçte Yunanistan yetkililerini 1951 Cenevre ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmeleri başta olmak üzere temel hukuki metinlere, en önemlisi de insanlığa uygun davranmaya davet ediyoruz" diye konuştu. 

    Yunanistan'ın Göç Politikalarından Sorumlu Bakanı Yorgo Kumuçakos ise Soylu’nun çağrısına şöyle yanıt verdi:

    Uluslararası hukuku sistematik olarak göz ardı ve ihlal eden Türkiye, insanların acılarını Avrupa’ya şantaj yapmak için kullanmakta, insanların hayatını, bölgenin istikrarını tehlikeye atmaktadır. Türkiye, Yunanistan’ı hiçbir şeyden dolayı suçlayamaz. Kendisini soktuğu zor durumdan ancak bu tehlikeli politikasını acilen değiştirerek kurtulabilir.
     

    Yunan Ordusu, pazartesi itibarıyla sınırda gerçek mermilerle tatbikata başlarken anlaşılan o ki hem mültecilerin hem de Türkiye ve Yunanistan’ın önünde daha çok zor günler bulunuyor (stonosi.gr)

     

    Independent Türkçe için İngilizce'den çeviren: Onur Bayrakçeken

    © The Independentturkish

    DAHA FAZLA HABER OKU