İsrail tarihi geçmiş istihbarat bilgilerine dayanarak Gazze'yi körlemesine bombalıyor

İsrail askeri personelinin "ciddi yapısal sıkıntılardan" bahsetmesi, "hedef yığınlarının" kapsamlı istihbarat değerlendirmeleri olmaksızın vurulduğu ve öldürüldüğü anlamına geliyor

20 yaşındaki Avad Ebu Mismeh, bir zamanlar babasının evi bulunan yerde, İsrail hava saldırısında oluşan kraterin içinde duruyor (Bel Trew)

İsrail Hava Kuvvetleri personeli, İsrail ordusunun Gazze'deki hedefleri belki bir yıldan daha eskiye dayanan tarihi geçmiş istihbaratlara dayanarak düzenli aralıklarla vurduğunu, sivillere dair gerçek zamanlı doğrulama olmaksızın "körlemesine" bombalayıp gereksiz ölümlere neden olduğunu ifşa etti.

The Independent'a konuşan İsrail Hava Kuvvetleri mensupları, "ciddi yapısal sorunların" ve "yok et, yok et, yok et" zihniyetinin, "banka" olarak bilinen veritabanında halihazırda bulunan binlerce hedefin geçerliliğini kontrol etmektense yaklaşık 40 kilometre uzunluğundaki Gazze Şeridi’nde yeni hedefler belirleyen askeri personeli ödüllendirdiğini aktardı.  

Personel, bu hedeflerin 2014'teki Gazze Savaşı'na benzer uzun harekatlarda olduğu gibi tükenmesi halindeyse Hava Kuvvetleri’ne "Tek yapmanız gereken bombalamaya devam etmek" dendiğini anlattı.  

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Askeri görevliler, militan kumandanları gibi hareket halindeki hedeflerin vurulmadan önce uçaklarla gözlendiğini söylerken, sabit hedeflerin genellikle gözlenmediğini aktardı. Askeri personelin iddiaları, İsrail ordusunun (IDF) iki milyon kişiye ev sahipliği yapan kuşatılmış bir şerit ve dünyada nüfus yoğunluğu en yüksek yerlerden biri olan “Gazze'de gereksiz ölümleri önlemek için elinden gelen her şeyi yaptığına” dair açıklamalarına dair şüphe uyandırdı.

Başka bir endişeyse 2014'teki “Koruyucu Hat” (Protective Edge) gibi büyük askeri harekatlarda “kabul edilebilir sivil zayiat” ya da sözümona ikincil hasarın nasıl değerlendirildiğine dair. Birleşmiş Milletler'e (BM) göre 51 günlük savaşta bin 400'den fazla Filistinli sivil ve İsrail tarafında da 6 sivil öldürülmüştü. 

Askeri personelin, Gazze'nin herhangi bir bölümünde İsrail ordusuna dair tehdit düzeyi arttığında, operasyonel mod ve kabul edilen "ikincil hasar" seviyesi yükseldiğinde bunun diğer bölgelerde tehdidin ne kadar ciddi olduğuna bakılmaksızın Gazze Şeridi'nin tamamında geçerli olduğunu söylemesi, orantılı hareket etmeye dair soru işaretleri doğurdu. 

İnsan hakları grupları, bu uygulamaların sivil ölümleri artırdığı ve belirli durumlarda uluslararası hukuku ihlal edebileceği konusunda uyarıyor. 

İsrail ordusu bu iddialar hakkında yorum yapmayı reddetti fakat The Independent'a “Ordunun kararların alındığı ayrıntılı bir organizasyon yapısı var" dedi. 

Ordu, internet sitesinde kayıpları nasıl hafiflettiğini özetliyor. IDF geçmişte yasadışı saldırılar düzenlediğine dair iddiaları defalarca reddetmişti. 

Güvenlik gerekçesiyle kimliği gizlenen bir Hava Kuvvetleri istihbarat personeli (“A”), “Resmi olarak her hedef için bir ‘son kullanma’ tarihi var, bu süreden sonra yeniden hedef haline gelmesi için iki yeni istihbarat bilgisinin bulunması gerekir. Ne var ki araştırmacı sayısına kıyasla kontrol edilmesi gereken çok fazla hedef var” dedi. 

“A” hedeflerin rutin olarak, “bazen bir yıldan uzun süre” kontrol edilmediğini söyledi. 

"A" ayrıca, “Süresi dolmuş hedefler mutlak öncelikli görülmez. Genellikle araştırmacılara yeni hedefler bulacakları projeler verilir. (Hedefleri doğrulamak) biraz uğraştırıcı, yeni bir şey keşfetmeyi tercih ediyorlar (...) Ve böylece, (çatışma zamanlarında) hedefler bankadan güncel olup olmadıklarına bakılmaksızın seçilir. Bu yapısal bir sorun” diye ekledi.  

Aynı Hava Kuvvetleri istihbarat mensubu, “sistematik olarak, yeterince insansız hava aracı olmadığı için hedef yığınlarının görsel kontrol yapılmadan bombalandığını” söyledi.

"A", “Atmosfer insanları (hedeflerin doğrulanmasını) ciddiye almaya teşvik etmiyor. Disiplin daha zayıf. Bu, sivillerin ödediği bir bedel” diye konuştu.

Hava Kuvvetleri’nin ikinci bir üyesi (“B”), The Independent'a bunun uzun süreli operasyonlarda önemli bir sorun haline geldiğini, örneğin 2014'te hedef yetersizliği nedeniyle emirlerin "gürültü çıkarmak adına" "tek yapmaları gerekenin bombalamaya devam etmek" yönünde olduğunu söyledi.  

"B", “Net olarak söyleyebilirim ki odak ağırlıklı olarak gürültü çıkarmak üzerineydi. Söylenenler de bunlardı; 'gürültü çıkarmak', karşı tarafta korku duygusu, (çatışmanın) devam ettiği hissini yaratmak“ diye ekledi. 

Bu iddialar, İsrailli hak örgütü Sessizliği Kırmak (Breaking the Silence, BtS) tarafından askeri personelden alınan ve The Independent'a teslim edilen diğer ifadelerdeki kanıtlarla destekleniyor.

 

 

İsrailli insan hakları grupları bunun, dünyanın en gelişmiş ve en donanımlı ordularından birine sahip olan İsrail'in Gazze'de zayiatı azaltmaya çalıştığı "temiz bir savaş" yürüttüğüne dair uluslararası kanıyı sarstığını söylüyor. 

İsrailli eski askerlerden oluşan insan hakları grubu BtS, büyük yapısal sorunlar hakkında fazlasıyla endişeli ve Gazze'de öldürülen sivillerin çoğunun “protokole uygun olarak öldürüldüğünü” söyleyerek harici bir soruşturma yürütülmesi çağrısında bulundu.  

BtS'nin kurucusu Yehuda Şaul, “Sıradan vatandaş bizim tamamen temiz bir teknolojinin altında ve net istihbaratla kullanılan yüksek isabetli silahlara sahip olduğumuzu düşünüyor ama derinlemesine bakıldığında aslında neler olduğunun tamamen yanlış anlaşıldığı görülüyor (...) Gazze'deki sorunun sistematik olduğuna inanıyoruz. Bu, bir birimden, bir vakadan, bir askerden ziyade emirlerle, planlama yapısının tamamıyla ve operasyonun icraatıyla ilgili. Gazze'de IDF'nin angajman kuralları ve protokolüne dair İsrail merkezli, harici bir sivil soruşturma açılmasını istiyoruz" diye konuştu.

İsrailli insan hakları grubu B'Tselem'in araştırma direktörü Yael Stein ise İsrail ordusunun yalnızca iç soruşturmalar yürütme konusundaki ısrarının dışarıdan gelecek eleştirileri azaltmak için işletilen “örtbas etme mekanizmasının” bir parçası olduğunu söyledi. 

Stein, “Asla gerçek soruşturmalar yapılmaz, asla politikayı soruşturmazlar. İsrail, dünyaya adamakıllı iş yaptıklarını düşündürmek adına üzerinde soruşturmalar yürüttüğü süslü bir ön cephe oluşturmak için çok çaba sarf ediyor” diye konuştu.

Bu ifşaatlar, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) olası bir soruşturması da dahil olmak üzere İsrail'in Gazze'de sergilediği tavrı değiştirmesi yönünde baskıların arttığı sırada ortaya çıktı.

Gazze, militan grup Hamas'ın 2007'de sahil yerleşiminin kontrolünü şiddet kullanarak ele geçirmesinden sonra başlayan ve 13 yıldır süren İsrail ve Mısır ablukası tarafından felce uğramış durumda. 

İsrail ve diğer bazı ülkeler Hamas'ı bir terör örgütü olarak görüyor ve grubun silahlanmaması için ablukanın gerekli olduğunu belirtiyor. İsrail ordusu ve Gazze'deki militanlar 2008'den bu yana üç savaşta çarpıştı. 

UCM Başsavcısı Fato Bensuda geçen yıl aralık ayında, Filistin Toprakları'nda tüm tarafların 2014'teki savaşın başlangıcından bu yana işlediği savaş suçlarına ilişkin soruşturma açmak istediğini duyurmuştu. 

BM uzmanları tarafından daha önce Gazze Şeridi'nde muhtemel savaş suçları işlemekle suçlanmış olan İsrail ordusu, uluslararası hukuku ihlal ettiğini şiddetle reddediyor ve UCM’nin yargı yetkisini tanımıyor. Ayrıca Hamas da İsrailli sivillere ayrım gözetmeksizin ateş etmek de dahil takındığı tavırlar nedeniyle UCM ve BM'nin hedef tahtasında bulunuyor.

İncelenmesi muhtemel önemli olaylar arasında, bir buçuk yıl önce sınırlar üzerinde gerçekleşen, Hamas ve Filistin İslami Cihad Örgütü'nün (PIJ) İsrail'in güneyine yüzlerce roket ateşlediği ve İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nde binlerce bombardıman düzenlediği çatışmalar da bulunuyor.

"Saldır, saldır, gürültü yap"

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) geçen hafta yaptığı açıklamada, en son büyük çaplı gerginliğin yaşandığı Kasım 2019’da 11 sivili öldüren en az iki İsrail saldırısının büyük olasılıkla yasadışı olduğuna inandıklarını ifade etti. 

HRW, 14 Kasım'da, hepsi 14 yaşından küçük 5 çocuk da dahil olmak üzere Filistinli bir aileyi neredeyse tamamen yok eden bombardıman hakkında yaptığı açıklama, İsrail ordusunun sivillerin bulunup bulunmadığını kontrol etmek ve sadece savaşçılara ve askeri hedeflere saldırdıklarından emin olmak için “hedeflerini dikkatlice değerlendirmek yönündeki yasal yükümlülüklerinde başarısız olduğunu” belirtti.

Sol eğilimli İsrailli gazete Haaretz, toplamda 9 kişiyi katleden bu saldırıda ordunun bir kez daha geçmiş tarihli istihbarat kullandığını ve sahada sivil varlığına dair ön inceleme yapılmadığını söyleyen savunma yetkililerine atıfta bulundu. 

HRW Kriz ve Çatışma Bölgeleri Direktör Yardımcısı Gerry Simpson, netice itibarıyla hem İsrail saldırılarının hem de Filistinlilerin roket atışlarının "UCM tahkikine duyulan ihtiyacın altını çizdiğini" ifade etti. 

İsrail ordusu The Independent'a HRW raporunun “esasen temelsiz, eksik ve önyargılı” olduğunu düşündüklerini ve “mesnetsiz hukuksal çıkarımlara atladığını” belirtti. Ordu Haaretz'in iddialarınaysa doğrudan değinmedi.

Akrabalar ve komşuların verdiği bilgiye göre, Gazze'nin merkezinde yer alan ziraat semtindeki söz konusu hedefte 45 yaşındaki Resmi ve 40 yaşındaki Muhammed Ebu Malhus kardeşlerle onların aileleri yaşıyordu. 

 

Uydu.jpg

Yapıların en az 2008'den beri sürekli olarak bu noktada bulunduğunu gösteren uydu görüntüleri, ailenin 10 yıldan uzun süredir orada yaşadıkları yönündeki iddiaları destekliyor (IGoogle Earth)

 

14 Kasım'da, havadan atılan üç mühimmat gece yarısından hemen önce ailenin yaklaşık 20 üyesi uyurken bölgeye düştü, evleri yerle bir etti. Resmi, Muhammed, eşleri ve 5 çocukları da dahil olmak üzere 9 kişi öldürüldü, ölenlerin en küçüğü sadece bir yaşındaydı. Geniş ailenin geri kalan üyeleri, saldırıda bir yetişkinle 9 çocuğun da yaralandığını aktardı. Yaralıların bazıları The Independent’a röportaj verdi. 

Binalardan geriye çok az şey kaldı; bulundukları yerde derin ve geniş üç krater açıldı. Bu alan, açık tarım sahalarıyla çevrili ve sadece birkaç yüz metre uzakta çok geniş bir alana yayılmış BM yerleşkesi bulunuyor. 

İsrail ordusunun Arapça sözcüsü ilk başta saldırı neticesinde Resmi Ebu Malhus olarak adlandırılan bir Filistin İslami Cihad Örgütü (PIJ) komutanının başarıyla öldürüldüğünü iddia etti fakat ordu daha sonra açıklamasını gözden geçirip düzelterek askeri bir yerleşkeyi vurduklarını ileri sürdü.

İsrail ordusu iç denetlemenin ardındansa kulübeleri yanlış vasıflandırdıklarını ve doğru tanımlamanın “bazı militan faaliyetler” içeren bir sivil kompleks şeklinde yapılmış olması gerektiğini kaydetti ancak daha fazla bilgi vermedi. 

Ne var ki bu hafta The Independent'a yaptığı açıklamada hedefin "askeri faaliyetler gerçekleştirmek için kullanılan, Filistin İslami Cihad Örgütü'ne ait bir askeri yerleşke" olduğunu belirten ordu, görünüşe bakılırsa eski söylemine geri döndü. Açıklamada, bu askeri faaliyetin türüne ilişkin ayrıntıya girilmedi.

Ordu hedefin ilk olarak Haziran 2019'da “gerekli IDF istihbarat doktrini uyarınca” belirlendiğini ve “saldırıdan sadece günler önce” birkaç kez gözden geçirildiğini iddia etti.   

Açıklamada "Saldırının planlanması ve uygulanması sırasında IDF saldırı sonucunda hiçbir sivilin zarar görmeyeceğini umuyordu (...) Uygulamada, daha sonra fark edildiği üzere, yerleşke kesinlikle askeri faaliyetlerde bulunulmuş olmasına rağmen, kapalı değildi (aynen böyle yazılı) ve sadece askeri faaliyet için kullanılmıyordu… Saldırı sırasında maalesef siviller de bulunuyordu” ifadeleri kullanıldı. 

Saldırıya dair The Independent'ın yürüttüğü; aile ve komşularla yapılan röportajlar, bombalanan noktaya yapılan ziyaret ve bölgenin 2008'e kadar uzanan uydu kayıtlarının incelenmesini de içeren soruşturmada, hedefin askeri bir hedef olduğu yönündeki iddiaların büyük çoğunluğuna karşı çıkan kanıtlar bulundu. 

The Independent aynı zamanda bombalamanın 9 sivili öldürmekle kalmadığını, aynı zamanda, Gazze Sahil Belediyeleri Sular İdaresi’ne göre, yakında bulunan bir kuyuyu (sivil altyapı) yıktığını belirledi, ki bu da saldırının orantısallığı ve dolayısıyla meşruiyeti hakkında yeni soru işaretleri doğuruyor. 

Yaralı çocuklar da dahil olmak üzere The Independent'ın bireysel röportajlar yaptığı 6 aile üyesinden hiçbiri, ilk başta IDF'nin Arapça sözcüsü tarafından hedef olarak belirlenen ve PIJ komutanı olduğu iddia edilen şahsın fotoğrafını tanımadı. 

Komşular ve akrabalar ailenin en az 2007'den beri orada olduğunu iddia ediyor: HRW tarafından sağlanan ve The Independent tarafından analiz edilen 2008, 2014, 2016'dan kalma ve 2019'daki saldırıdan hemen önce çekilen uydu görüntüleri bu iddiayı destekliyor görünüyor. 

Görüntülerde, yer üstünde bunun askeri bir yerleşke olduğuna işaret eden belirgin hiçbir şey bulunmuyor.  

"Gazze saldırısı: Çocukları neden görmediler?"

Akrabalar, Resmi'nin (Hamas ve PIJ'ye rakip olan El Fetih'in kontrolündeki) Filistin Yönetimi'nde emekli bir polis memuru, Muhammed'in de keçi çobanı olduğunu söyledi ve söz konusu bölgede askeri faaliyet yürütülmediğini iddia etti.

Saldırının gerçekleştiği zaman bir bölge sakini The Independent'a yaptığı açıklamada, kardeşlerden birinin PIJ üyesi olabileceğine inandıklarını söylemişti. Bununla birlikte ne PIJ ne de İsrailli yetkililer, iki kardeşten herhangi birinin bir grup ya da bir grubun silahlı kanadının üyesi olduğunu açıkça ilan etti. PIJ düzenli olarak “şehitlerini” duyurur.

Resmi'nin birkaç yüz metre uzakta yaşayan 70 yaşındaki annesi Selmiye, “Hiçbir uyarı yapılmamıştı, içeride bir sürü çocuk olmasına rağmen kimse bize buranın vurulacağını söylemedi. Her şey birdenbire oldu, ev, yer sarsıldı” diye konuştu.

Resmi ve Muhammed'in kuzeni Hamdan Ebu Malhus ise “Orada askeri bir alan ya da bir cephanelik bulunmuyor, hatta bir un deposu bile yok. Savaşçı da yoktu. Eğer bir cephanelik olsaydı, daha fazla patlama ya da bunun herhangi bir belirti ya da etkisini görmüş olurduk ” ifadelerini kullandı. 

Ebu Malhus, İsrail ordusunun saldırıdan önceki günlerde hedefi kontrol etmiş olması halinde çocukları nasıl görmediğini sorguladı.

“İsrail'in (2005'te) Gazze'den çekilmesinden bu yana bütün aile orada yaşıyor, buna gizlenmemiş çocuklar da dahil. Gün doğumundan batımına kadar evin yakınlarında, bu bölgedeki sokakta oynuyorlardı” diyen Ebu Malhsu şunu ekledi: 

"İsrailliler gece gündüz insansız hava araçları kullanıyor. Makineleri ve insansız hava araçları o kadar gelişmiş ki karıncaları bile fotoğraflayıp tanımlayabiliyorlar. Onları nasıl görmediler?" 

 

Remsi.jpg

Aile üyeleri İsrail ordusunun Twitter'dan paylaştığı ve iddia edilen hedefe ait fotoğrafla Resmi’nin fotoğrafını karşılaştırıyor (Bel Trew)

 

"Yeteri kadar insansız hava aracı yok"

The Independent'ın görüştüğü Hava Kuvvetleri personeli, bu saldırıda yer almamış olsalar da saldırının daha büyük bir sorunun göstergesi olduğunu ve bombardıman operasyonlarında eski ya da eksik istihbarat kullanımının "sistemli" yapıldığına ilave kanıt sunduğunu söylüyor.  

Havacılar “ciddi yapısal sorunlar” nedeniyle yetersiz kalan resmi hedef seçme ve doğrulama prosedürünün detaylı bir anlatısını sundu. Bunun operasyonların Gazze gibi yüksek nüfus yoğunluğuna sahip, düzensiz inşaat işlerinin mütemadiyen devam ettiği ve askeri altyapının çoğunlukla sivil konutlarla beraber bulunduğu bir bölgede yürütülüyor olmasıyla daha da karmaşıklaştığını söylediler. 

Askerler protokolün her hedef türü için belli bir zaman aralığı belirlendiğini aktardı. Örneğin, büyük bir Hamas üssünün bir yıl boyunca kontrol edilmesi gerekmeyecektir, çünkü muhtemelen değişmeyecektir. 

Fakat söz konusu Gazze saldırısındaki kulübeler gibi daha az kalıcı yapılar, protokole göre, birkaç ayda bir sivil mevcudiyet açısından kontrol edilmiş olmalıydı. 

Hedef seçimi, yüksek değerli hedefler için Tel Aviv'deki İsrail askeri karargahı Kirya'dan gelen personelin görevlendirildiği bir "fabrikada" gerçekleşiyor.  

Ordu mensubu “A”, askeri protokole göre, olası bir hedefin tanımlanması için araştırmacıların buna işaret eden iki farklı tür istihbarat bilgisine ihtiyaç duyduğunu anlattı.  

Hedef üst düzey yetkililer tarafından onaylandıktan sonra, silah uzmanlarını da içeren bir taktik ekibin saldırı öncesi planlarını hazırladığı operasyonel istihbarata aktarılıyor. Genellikle, pilotlara yardımcı olmak için fotoğraflardan oluşan detaylı sunumlar da hazırlanıyor.

Hastaneler ve camiler gibi hassas binalara çok yakın kalan planlanmış hedefleri otomatik olarak işaretleyen bir sistem de bulunuyor. 

Planlama aşamasında birim, hassas hedefler ve uluslararası hukuka uygun kabul edilebilir ikincil hasar düzeyi konusunda yasal tavsiye vermesi gereken avukatlara danışıyor.

 

Çocuk.jpg

Bir çocuğun kot pantolonu hava saldırısından geriye kalan birkaç eşyadan biri (Bel Trew)

 

Ne var ki “A”, bu sorgulama hattının ters yönde işlediğini ve bu sebeple hedeflerin çoğuna yeşil ışık yakıldığını söyledi. Avukatlar askerlerin bu sonuca nasıl ulaştıklarının ayrıntılarını araştırmak yerine ekibe saldırının orantılı olup olmayacağı konusunda ne düşündüklerini soruyor, ki genellikle olumlu cevap alıyorlar. 

Hedef bu aşamaları geçerse “bankaya” giriyor ve çatışmaların tırmanması veya savaş halinde vurulmaya hazır diğer binlerce hedefin arasına katılıyor. Teoride araştırmacıların sivillere yönelik tehdidi artırabilecek yeni gelişmeler olup olmadığını kontrol ederek hedeflerine sürekli geri dönmeleri bekleniyor. 

Ancak uygulamada, hedefler bir kez bankaya girdikten sonra, ciddi değişiklikler olmuş veya belirlenmesi üzerinden kayda değer bir süre geçmiş olsa bile “sistemden nadiren çıkarılıyor”. Araştırma ekipleri de yeni hedefler yaratma baskısı altında bulunuyor ve bunun için ödüllendiriliyor. 

"A" personeli, “Bu, hedeflerin önceden yapılmış titiz bir istihbarat değerlendirmesi olmadan vurulduğu anlamına geliyor” diye açıkladı ve “Zamana duyarlı bir hedef (hedef alınarak öldürülen hareketli hedefler gibi) olmadığı sürece geri dönüp kontrol etmezler" diye ekledi. 

“B” de bunu doğruladı, özellikle 2014 savaşı sırasında “Hava Kuvvetleri’nin vurduğu hedeflerin çoğunun 'temizlenmediğini" kabul etti; yani ordu saldırı öncesinde bombardıman hedefinde ilişkisiz siviller bulunmadığını henüz doğrulamamıştı.

"B", “(Böyle bir) kapasite yoktu. Bir irade olup olmadığını bilmiyorum ama kesinlikle kapasite yoktu… Her hedefe bakmadık” ifadelerini kullandı. 

Sorun insansız hava aracı sayısında yatıyor. İsrail'in çatışma durumları sırasında ve dışında Gazze'nin üzerinde uçan çok sayıda insansız hava aracı var fakat “B” personeli bunların sadece Hava Kuvvetleri kontrolünde değil, tüm İsrail güvenlik ve istihbarat kolları tarafından kullanıldığını ve genellikle saldırılar öncesinde hazır olmadıklarını anlattı. 

“B”, “(Onlardan) yeterince yok” diye ekledi. 

"Bomba yağıyor"

“B”, personele “bomba yağdırma” emri verildiği 2014 savaşı gibi ağır bombardıman dönemlerinde bu sorunların daha da arttığını söyledi. 

“B”, “Gazze Şeridi küçük bir yer ve bu hedefler bankası epey çabuk tükeniyor (...) Kısa sürede tabiri caizse tam olarak neye saldırmamız gerektiğini bilemez olduk" diye ekledi.

Hatta "B" 2014'te, Hava Kuvvetleri personelinin askeri harekatın neden hala devam ettiğini sorgulayacak noktaya geldiğini söyledi. 

"B", "Banka tükendikten sonra herkes burada ne yaptığımız hakkında konuşuyordu (...) Yukarıdan, IDF karargahından aldığımız bir kanı vardı; saldırmamız, saldırmamız, gürültü yapmamız gerekiyordu" diye ekledi. 

"İç denetimler örtbastan ibaret"

İki personel de (2014’teki gibi) uzun operasyonlar sırasında farklı “operasyonel modlar” bulunduğundan bahsetti: Hedef başına kaç sivil öldürülebilir veya yaralanabilir ve etrafındaki altyapı ve binalara ne kadar hasar verilebilir gibi. 

Bununla birlikte “A”, bu aşamaların “tüm operasyon için geçerli olan kapsayıcı bir tanımlama olduğunu ve askerlerin spesifik bölgelerde karşılaştığı gerçek riskten bağımsız olduğunu" söyledi. A, "Bunun yerine, her şey (operasyonel mod) Gazze boyunca yükseltiliyor” diye ekledi. 

Personelin iddialarına göre ordu, Filistinlilerin tepkisinin çok yoğun olduğunu düşünüyorsa, Filistinlilerin saldırıları İsrail'de ciddi bir “moral hasarı” yaratıyorsa ve hatta ordu uluslararası kamuoyunun buna ses çıkarmayacağına inandığı anda, daha fazla sivil kayba izin vererek bir sonraki aşamaya geçebiliyor.

Bu, Sessizliği Kırmak tarafından toplanan ve The Independent'la paylaşılan diğer ifadelerle de destekleniyor. 

BtS'den Şaul de bu protokolün gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Şaul, “Ordu daha yüksek bir operasyonel moda geçerek Gazze'nin bir kısmında ikincil hasar seviyelerini yükseltiyor, bu şeridin diğer tarafında da daha fazla insanın öleceği anlamına geliyor. Kulağa meşru geliyor mu?” ifadelerini kullandı. 

Bu yüzden ordunun iç denetimlerinin, 14 Kasım 2019’daki saldırıya ilişkin yürütülen en sonuncusunda olduğu gibi, “örtbas etme çabası” olduğunu söyledi ve ekledi:

Bizi kuralların ta kendisinin yarattığı gerçek sorundan saptırıyorlar. IDF'nin soruşturmaları norm ve kuralların ihlallerine bakıyor, ben sorunların norm ve kurallar olduğunu söylüyorum (...) Gazze'de hedef alınan sivillerin çoğu protokole uygun öldürüldü.

 

Malhus.jpg

Ebu Malhus ailesinin akrabaları, eşyalarını bulmak için kalıntılar arasında arama yaptı (Bel Trew)

 

"Pek çok insanı öldürmeden Gazze'ye saldırabilmenin bir yolu yok"

Diğer meseleyse yoğun nüfuslu bölgede faaliyet göstermeye çalışmanın zorluğu. 

Gazze'deki birçok askeri hedef, arazinin doğasının yanı sıra Hamas ve diğer militan grupların Gazze Şeridi'ndeki faaliyet tarzları nedeniyle sivil altyapıyla birlikte konumlanıyor. İsrail ordusu her iki kuruluşu da defalarca insanları canlı kalkan yapmakla suçlamıştı. 

“A” personeli, teoride, hasarı hesaplayan “tamamen bilimsel” istatistiksel modeller de dahil olmak üzere bir saldırıda kaç kişinin yaralanabileceğini veya öldürülebileceğini gösteren ayrıntılı protokoller bulunduğunu söyledi. 

Ne var ki “A”, bunun Gazze'nin düzensiz şehir mimarisinde geçerli olmadığını da aktardı: 

Gazze'deki hasarı doğru değerlendirmenin bir yolu yok. Herhangi bir değerlendirme kötü bir değerlendirme olacaktır. Gazze için matematiksel bir model yok, modellemek için de çok kalabalık.

“A” ayrıca, tek bir binada bile ciddi istihbarat çalışması yapılamayacağı için binlerce hedef söz konusu olduğunda da bunun imkansız olduğunu ekledi. 

Aynı fikirdeki “B” personeli de “dünyanın en kalabalık bölgelerinden birinde” faaliyet yürütmenin zor olduğunu söyledi. Bu durum 2014'teki Gazze Savaşı'nda fazlasıyla bariz bir hal almıştı, baskı altındaki kumandanlar savaş aşamalarına yeşil ışık yakmak zorunda kalmış, en yüksek derecede ikincil hasara izin verilmişti. 

"B" sözlerine şöyle devam etti: 

Pek çok insanı öldürmeden saldırabilmenin hiçbir yolu yok, hiçbir şekilde, asla, yapamazsın. Herkes oradan çıkmadıkça (...) Sonuçta, Gazze Şeridi sınırlı bir alan. Nüfus bir şekilde hareket etmek zorunda. Hepsi bir anda gözden kaybolamaz. Yani bazen serbest bırakmak zorundasınız. Bu kumandanların ruhu. Birim komutanlarına şöyle diyorlar: Çocuklar, bu size bağlı, en yüksek ikincil hasar oranı, tamam mı?

Stein, asıl sorunun protokoldeki sistemsel kusurlardan ziyade İsrail hükümetinin “Filistinlilerin hayatının önemli olmadığı” şeklinde verdiği hakim mesajda yattığını belirtti. 

Stein, “Bu bir siyasi irade meselesi. Filistinlilerin hayatlarını değersiz ve kolayca çöpe atılabilecek bir şey gibi görmeye devam ettikleri sürece, bunun değişeceğini düşünmüyorum (...) (14 Kasım saldırısında) öldürülen küçük çocuklar vardı ve herkes bunun meşru olduğunu söylüyordu. Nihayetinde, kimin umurunda? Çocuklar katledildi" ifadelerini kullandı.  

Gazze'ye dönecek olursak; kasım ayında yaşanan saldırının kurbanlarının yakınlarıysa, eşya için evlerinden geriye kalan birkaç kalıntı arasından dikkatle ve ağır ağır geçerek, ne olduğunu anlaşmaya çalışmakla baş başa bırakıldı. 

Büyükanne ve büyükbabalar, saldırıdan kurtulan ve içlerinde ağır yaralıların da olduğu çocukların travma geçirdiğini ve gece çığlık atarak uyandıklarını söyledi. 

Resmi'nin 20 yaşındaki oğlu Avad Ebu Mismeh ise “(Saldırı) ilk gerçekleştiğinde çocukları kazarak çıkarmak zorunda kaldık. Evden geriye hiçbir şey kalmamıştı, sanki toprak onları yutmuş gibiydi” dedi ve şu soruyu dile getirdi:

Neden iki aileyi, birkaç keçiyi ve birkaç kulübeyi yok etmek için üç devasa bomba kullanıyorsunuz? Nedenini bilmek istiyoruz.



 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/news

Independent Türkçe için çeviren: Noyan Öztürk

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU