ABD - İran vekalet savaşının merkezi haline gelen Irak'ın en büyük korkusu gerçek oluyor

General Kasım Süleymani hayatının son haftalarında Irak genelinde büyük rağbet gören protestoları küçümseyerek korkunç bir hata yaptı. Donald Trump ise nüfuzlu komutanı öldürerek daha büyük bir hata yaptı

ABD'nin Bağdat'ta hava saldırısıyla öldürdüğü Haşdi Şabi lideri Ebu Mehdi Mühendis, Irak'ın Basra kentinde defnedildi ( AFP)

Iraklılar yaklaşan tehlikeyi sezme yönünde, 40 yıllık kriz ve savaşın korkunç deneyimlerinin kazandırdığı epey keskin bir içgüdüye sahip. Üç ay önce Bağdat'taki bir arkadaşıma, Irak'ın bana 2003'teki ABD ve Britanya işgaline göre daha barışçıl günlerini yaşıyor gibi göründüğünden bahisle, kendisinin ve dostlarının geleceği nasıl gördüklerini sormuştum.

ABD ve İran arasında yaşanacak savaşın Irak'ta gerçekleşebileceğine inanan halkın geneline kasvetli bir ruh halinin hakim olduğu yanıtını vermişti.

Arkadaşlarımın çoğu ABD-İran savaşı hususunda o kadar gerginler ki devletteki görevlerinden ayrılıp tazminatlarıyla Türkiye'den ev alıyorlar.

Kendisi de aynı şeyi yapmayı düşünüyordu.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Iraklı arkadaşlarımın iç karartıcı öngörülerinde çok haklı olduğu ortaya çıktı: Başkan Donald Trump'ın gerginliği tırmandıran bir eylemle İranlı General Kasım Süleymani'yi Bağdat havaalanında SİHA saldırısıyla öldürmesi İran'ın şiddet içinde bir gelecekle yüzleşmesine neden olacak. Bu geniş çaplı bir askeri çatışmaya yol açmayabilir ama ABD-İran rekabetinin savaşacağı siyasi ve askeri arena Irak olacaktır. İranlılar ve Iraklı müttefikleri, ABD karşısında hemen bir misilleme eylemi gerçekleştirebilir veya gerçekleştirmeyebilir. Ancak en önemli karşı darbeleri, Irak hükümeti, parlamentosu ve güvenlik güçleri üzerinde ABD'yi Irak'tan tamamen atma yönünde kuracakları baskı olacaktır.

Saddam Hüseyin'in devrilmesinden bu yana Irak içindeki tüm nüfuz mücadelelerinde genellikle İran, ABD'nin önünde yer aldı. Bunun temel nedeni, nüfusun üçte ikisini teşkil eden ve siyasi açıdan baskın olan Iraklı Şii toplumunun, düşmanlarına karşı İran'daki kardeş Şiilerin desteğine başvurmasıdır. İronik biçimde, İran yanlısı güvenlik güçleri ve paramiliter güçlerin Irak'taki sokak gösterilerini bastırmak için General Süleymani gözetiminde acımasızca çaba harcayıp en az 400 göstericiyi öldürmesi ve 15 binini de yaralaması İran'ın nüfuzuna ve popülerliğini ciddi biçimde zarar vermişti.

Irak'ın içişlerine müdahalesi nedeniyle Irak halkının İran'a karşı yükselen nefreti, şimdi Irak'ın ulusal egemenliğine karşı ABD'nin gerçekleştirdiği daha küstah saldırıyla muhtemelen dengelenecektir. Irak'ta açıkça ve yasal biçimde bulunan yabancı bir generalin başka bir devlet tarafından öldürülmesinden daha çirkin bir müdahale eylemini hayal etmek zor. SİHA saldırısında ayrıca İran yanlısı güçlü paramiliter grup Hizbullah Tugayı'nın (Kataib Hizbullah) lideri Ebu Mehdi el Mühendis de öldürüldü. ABD, Mühendis gibi kumandanları şeytani teröristler olarak değerlendiriyor olabilir ama birçok Iraklı Şii için onlar Saddam Hüseyin'e karşı savaşan ve IŞİD'e karşı onları savunan kişiler.

Karamsar arkadaşımla Bağdat'ta geçen Eylül'de, şiddet Irak'a geri dönmeden önceki son barışçıl günler olduğunu sonradan anlayacağımız o zamanda konuşuyordum. Popüler seferberlik güçleri Haşdi Şabi mensubu bir dizi paramiliter komutanla röportaj yapmıştım. Hepsi de ülke içinde kendilerine yönelik saldırıları ABD ve İsrail'in tırmandırdığını iddia ediyordu. Bunun ne kadarının paranoya olduğunu merak etmiştim.

Hizbullah Tugayı'ndan ayrılan küçük bir grup olan ve Ağustos ayında kampları SİHA saldırısıyla yok edilen Seyid Şuheda Tugayı lideri Ala Velayi ile konuşmuştum. İsrailliler ve Amerikalıları birlikte hareket etmekle suçlayıp, 50 ton silah ve mühimmatın patlatıldığını söylemişti. Adamlarının bir ABD-İran savaşı halinde Irak'taki ABD güçlerine saldırıp saldırmayacağını sorduğumda ise "Kesinlikle evet" demişti. Daha sonra, Bağdat açıklarında çok büyük bir patlamanın sundurmaları yerle bir ettiği ve yanmış alana parçalanmış teçhizat parçalarının dağıldığı Sakr adlı bu kampı ziyaret ettim.

O zaman İran yanlısı diğer paramiliter liderleri de gördüm. SİHA saldırıları nedeniyle gergin olsalar da gerçekte bir ABD-İran savaşı yaşanmasını beklemedikleri izlenimi edinmiştim. Asaib Ehl Hak lideri Kays Hazali bana bir savaş olacağını düşünmediğini çünkü "Trump'ın savaş istemediğini" söylemişti. Buna kanıt olarak da, Suudi petrol tesislerine Eylül'de düzenlenen ve Washington'ın İran'ı suçladığı saldırılar sonrasında Trump'ın karşılık vermedeki başarısızlığını göstermişti.

 

Gerçekteyse, olaylar benim ve paramiliter komutanların beklentilerinden çok daha farklı gelişti. Komutanlarla konuşmamdan birkaç gün sonra Bağdat merkezinde kamu hizmetleri ve yolsuzluğun sona ermesi ve istihdam talebiyle küçük bir gösteri yaşandı. Güvenlik güçleri ve İran yanlısı paramiliter güçler ateş açarak birçok barışçı göstericiyi öldürdü ve yaraladı. Kays Hazali sonrasında kendisi ve diğer Haşdi Şabi liderlerinin ABD-İsrail komplosuna engel olmaya çalıştıklarını iddia etse de, bana bununla ilgili hiçbir şey söylememişti. Görüldüğü kadarıyla muhtemelen General Süleymani kıymetsiz gösterilerin gerçek bir tehdit olduğu yönünde hatalı bir şüpheye kapılarak İran yanlısı paramiliterlere ateş açılması emri vermiş ve gösterileri bastırma yönünde bir plan uygulamaya başlamıştı.

Tüm bunlar İran'ın Irak'taki nüfuzu için felaket olabilirdi. Süleymani, başarılı bir generalin klasik hatasına kapılarak "barut kokusunun" halktaki tüm huzursuzluk belirtilerini hızlıca bastıracağını tahmin etmişti. Bu bazen işe yarasa da çoğu zaman öyle olmaz, Irak'ın da ikinci kategoride yer aldığı ortaya çıktı.

General Süleymani en büyük başarısızlığı ve hatalı hükmünü takiben öldü. Ancak öldürülme şekli, Iraklı birçok Şii'yi ABD'nin Irak'ın bağımsızlığına yönelik tehdidinin İran'dan daha yüksek olduğuna ikna edebilir. Gelecek birkaç gün, şiddete karşı büyük bir cesaretle direnen protesto hareketinin Bağdat havaalanındaki cinayetler karşısında sönüp sönmeyeceğini gösterecek.

Savaşları en az hata yapan generallerin kazandığı varsayılır. General Süleymani son üç ay boyunca mütevazı bir protestoyu kitlesel ayaklanmaya yakın bir şeye dönüştürerek kötü bir hata yapmıştı. Trump ise, General Süleymani'yi öldürerek ve Irak'ı, İran'ın ABD'ye nazaran daha etkin olduğu bu yeri, bu iki güç arasındaki rekabetin savaşılacağı bir arenaya çevirerek daha da kötü bir hata yaptı. Şimdi, Bağdat'taki arkadaşımın üç ay önce dile getirdiği emeklilikte Türkiye'ye yerleşmenin en güvenli seçenek olduğu önerisinde ne kadar haklı olduğunu görebiliyorum.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/voices/

Independent Türkçe için çeviren: Kerim Çelik

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU