Kazara veya kasten, Trump İran'la savaş başlatıyor

ABD Başkanı'nın böyle sert saldırmasını çok az kişi bekliyordu, Tahran'ın seçeneklerini değerlendirmesi muhtemelen zaman alacak

Donald Trump, Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından Florida'da açıklamalarda bulunmuştu (Reuters)

Bu kazara mı yoksa kasten savaş mı? Hepimiz Ortadoğu'da büyük bir savaşın kazara başlayabileceğini söyledik. Ama kimse Donald Trump'ın böyle sert saldırmasını beklemiyordu. General Kasım Süleymani'yi öldürmek hiç şüphesiz İran'ın kalbine saplanan bir hançer. Peki bu kimin adına yapıldı?

Trump, geçen yıl "İranlı yılanın başını kesmekten" bahseden ve petrol tesisleri insansız hava aracından (İHA) atılan füzelerin saldırısına uğrayan (ABD bu saldırıda İran'ı suçlamıştı) Suudi kralıyla ilişkisiyle övünüyor. Ya da İsrail adına mı? Yoksa sadece ABD'deki çılgın başkanın aldığı, hesaplanamaz sonuçları olan bir başka karar mı?

ABD'li bir generalin (Ebu Mehdi el-Mühendis de Irak'ta İran'ı destekleyen önde gelen bir figür olduğuna göre iki generalin) Ortadoğu gezisinde havaya uçurulduğunu hayal edin. Hava saldırıları, İran nükleer merkezlerine saldırılar, Washington'dan İran'ın dış dünyayla tüm bağlantısını kesme tehditleri gelirdi. Cuma günü Bağdat'ta bir Amerikalının öldürülmesi ve ABD elçiliği dışındaki ayaklanmalar, bu ölçekteki Amerikan saldırılarını pek de meşrulaştırmıyor.

Süleymani'nin yönettiği Devrim Muhafızları Kudüs Gücü, İran'ın öyleymiş gibi yapmayı sevse de, o kadar seçkin bir ordu değil. Ama Kasım Süleymani, İran'daki en güçlü kişilerden biriydi. Meslektaş olduğu komutanlara göre Süleymani, Kudüs Gücü'nün Suriye'deki birçok cephesinde risk alıyordu ve adamları ateş altındaki cesareti için ona hayranlık duyuyordu. Bu sebeple ölümü genelde beklenen bir olaydı. Ancak Bağdat Uluslararası Havaalanı, onu ve el-Mühendis'i öldürecek bir Amerikan İHA'sı görmeyi bekleyeceğiniz son yerdi.

Amerikalılar uzun süredir, Irak ve Suriye'de İran yanlısı milis üslerine saldırı düzenlemeye alıştı. Son aylarda, tıpkı İsrail'in Suriye ve Lübnan'a sık sık düzenlediği baskınlar gibi bu saldırılar da normal ve düzenli hale geldi. Ama Tahran'ın düşmanı ve İranlıların yok etmekten mutluluk duyacağı Sünni Müslüman Ebubekir Bağdadi'yi öldüren de ABD'nin askeri operasyonuydu.

Amerikalılar istedikleri zaman düşmanlarını yok ettikleri bu tür suikaste (ya da İsraillilerin verdiği isimle "hedef gözeterek öldürmeye") alıştı. Usame Bin Ladin bunların ilkiydi, Bağdadi ikinci, Süleymani de üçüncü oldu. Bu tip roketli ölümler İsrail tarafından, Hamas liderlerinin sıklıkla suikaste uğradığı Gazze'de devamlı gerçekleştiriliyor.

 

 

Gerçi bu adamları önemli görmek kolay (kendileri de öyle olduklarını düşünüyor). Örneğin İran'ın Suriye'deki güçleri, ABD tarafından çoğu zaman fena halde abartılıyor. Suriye'de 10 bin Devrim Muhafızı Kudüs Gücü üyesi olduğu iddiası tamamen yanlış. Herhangi bir zamanda, iki bin demek daha doğru olur.  Evet İran istihbaratının adamları, Ortadoğu'nun her tarafına dağılmış durumda. Ama ABD ajanları da öyle.

Tahran'ın en üst düzey istihbarat görevlilerinden biri, eskiden İran'ın Beyrut'taki adamı ve daha sonra oradaki büyükelçisi olan Ghadanfar Rokon Abadi'ydi. Muhtemelen Hizbullah ve Suriye'ye dair herkesten çok şey biliyordu ve 2014'te Tahran'a döndü. Bu, Suudi destekli olduğu iddia edilen Sünni İslamcıların Abadi'nin büyükelçiliğine saldırı düzenleyerek elçilik çalışanı, Hizbullah muhafızı ve sivil 23 kişiyi öldürmesinden hemen sonraydı. Rokon Abadi kurtulmuştu. En üst korumaları öldürülmüştü. Ancak 2016'da Mekke'de 464'ü İranlı olan iki bin 300 kişinin panik ve kargaşa anında ezilerek hayatını kaybettiği Hac yolculuğuna katılmıştı. İran bu olayda Suudi Krallığı'nı suçlamıştı. Rokon Abadi de ölenler arasındaydı. Naaşının İran'a gönderilmesi aylar sürmüştü. İranlı bir yetkiliye göre tüm organları alınmıştı. Nedeni hiçbir zaman keşfedilemedi.

Fakat Ortadoğu'da istihbarat ajanları her zaman tehlike altındadır. CIA'in Beyrut İstasyon Şefi William Buckley'i Hizbullah uydusu İslami Cihad öldürdü (Lübnan iç savaşında 1983-1992 yıllarında aktif olan Şii örgüt ed.n.) ve Buckley'nin katili (ya da emri veren kişi) olduğu bildirilen İmad Mughniyeh de 2008'de Şam'da bombalı araç saldırısıyla öldürülmüştü. 1983'te bir intihar bombacısı, Beyrut'ta ABD büyükelçiliği önünde kamyonundaki bombayı patlatarak 32 kişiyi öldürmüş ve binada toplantı yapan CIA ajanlarının çoğunu yok etmişti.

Ah evet, bir şey daha var. Bu yıl yaklaşan bir ABD seçimi yok mu? Ve Trump kazanmak istemiyor mu? Bağdat'ta Süleymani'yi hedef almak Cumhuriyetçilerin gözünü boyayacak.  İran hakaretlere ve saldırılara her zaman bekleyerek ve misillemesini geciktirerek cevap verdi. Adrian Darya ve Stena Impero isimli iki petrol tankerini hatırlıyor musunuz? Ancak mesele artık kişisel hale geliyor.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: Ata Türkoğlu

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU