BM, Gazze'nin 2020'de yaşama elverişsiz olacağını açıkladı, aslında çoktan öyle

BM'nin Gazze'nin yaşanılabilirliği için belirlediği son tarihe yaklaşırken, bölgenin saatli bir bomba değil, ağır çekimdeki bir patlama halinde olduğu net olarak görülüyor

Hamas ve El Fetih kısa süre önce Gazze'de seçim düzenlenmesi konusunda anlaştı  (AP)

Tel Aviv'in turist tuzağı sahilinden sadece bir saatlik sürüş mesafesinde, iki milyon insanın 10 yıldan fazla süredir içine kapatıldığı 8 mil (yaklaşık 12.8 km) genişliğinde kirli bir toprak şeridi yer alıyor.

Gazze'ye yolculuk oldukça onur kırıcı: Ayırma bariyerlerinin bir tarafında suşi barlar, AVM'ler, sahiller ve göz alabildiğine uzanan otoyollar varken, diğer tarafında İsrail gözetleme kulelerinin denetimindeki mahalle enkazlarının arasında toprak yollar kıvrılıyor. Yollar, kendisi de erişilmez olan kirli bir deniz hattında son buluyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Beş yıl önce Birleşmiş Milletler, insani şartlar değişmediği takdirde Gazze'nin 2020'de yaşanılamaz olacağı yönündeki meşhur öngörüsünü yaptı.

Bizler son tarihe yaklaşırken bu uyarı da bıkkınlık derecesinde tekrar edilegeldi.

Ancak gerçek şu ki, Gazze yaşanılamaz bir yer halini alalı uzun zaman oldu. Gazze saatli bir bomba değil, ağır çekimde bir patlama.

İsrail'in sona ermesi çağrısında bulunan ve İsrail sivillerine ayrım gözetmeksizin düzenli olarak roket fırlatan militan Hamas grubunun, iktidarı 2007'de ele geçirmesinden bu yana İsrail ve Mısır bu kuşatılmış toprak parçasını abluka altında tutuyor. Son 10 yıl boyunca Hamas'ın silahlı kanadı, Filistin İslami Cihad Örgütü gibi müttefik gruplarla birlikte İsrail'e karşı, İsraillilerin ablukayı haklı çıkardığını savunmasına yol açan üç savaş yürüttü.

Eş zamanlı olarak Gazze, ablukanın yarattığı sefalet içinde insanların İsraillilerin öğle yemeğini Gazze'de yediği, Gazzelilerin de İsrail'de alışveriş yaptığı zamanları unuttuğu bir yer halini aldı.

Başka bir deyişle, işler bir süredir kötü vaziyette. Ancak son bir buçuk yıl içinde acil yeni bir durum baş gösterdi.

Geçen mart ayından bu yana, binlerce Filistinli, İsrail ayrım bariyerine yürüyerek, İsrail'in 1948'de kurulmasına eşlik eden çatışmalar sebebiyle terk etmeye zorlandıkları ata topraklarına dönüş hakkını talep ediyor.

Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre, İsrail ordusu bu yürüyüşlerde 300'den fazla Filistinliyi öldürürken, 35 bin insanı da yaraladı. Bu saldırılar sebebiyle Uluslararası Ceza Mahkemesi'nce soruşturulması muhtemel olan İsraillilerse, yürüyüşe katılanların ayrım bariyerinin üzerinden patlayıcı ve yangın çıkarıcı maddeler fırlatıp İsraillilerin hayatını tehlikeye attığını söyleyerek kendilerini savunuyor (kilometrelerce İsrail toprağı balonlara bağlı yangın bombalarınca yakıldı).

Yine de, her iki durumda da, 150'ten fazla Filistinlinin uzuvları kesilirken, gelecek birkaç yılda 200 Filistinlinin daha uzuvlarını kaybedeceği tahmin ediliyor. Sağlık yetkilileri, en ağır yaralıların tedavisi için ihtiyaç duyulan 68 milyon doları (yaklaşık 404 milyon TL) bulamadıklarını belirtiyor. Gazze'de uzman protez uzuv merkezi bulunmuyor.

Bu yüzden en kötü yaralıların tedavi için Gazze dışına çıkmaları gerekiyor.  WHO'ya göre, İsrail'in tıbbi seyahat başvurularına izin verme yüzdesi 2012'de yüzde 92'yken bugün bu ortalama yüzde 60'a inmiş durumda. Gösterilerin başlangıcında, yaralananların sadece yüzde 18'ine izin verildi, muhtemelen bu da uzuvlarının kesilmesi gerekenlerin sayısını da artırdı.

Gösterilerde yaralanan Filistinliler, Gazze Şeridi'nin sağlık sistemine diz çöktürdü. Her hafta daha da fazla sayıda akın eden yaralılar, hastaneleri kliniklerini boşaltmaya, planlanmış operasyonları iptal etmeye (aciliyet arz etmeyen ameliyat bekleyen 9 bin Gazzeli bulunuyor) ve ilaç stoklarını tüketmeye zorladı (halihazırda Gazze hastaneleri ihtiyaç duydukları temel ilaçların yüzde 50'sine sahip değil). Her ne kadar bu hafta miting organizatörleri aylık mitinglere geri döneceklerini belirtmiş olsa da, hasar çoktan meydana geldi.

Bu sağlık krizi, yüzlerce tıbbi çalışanın Gazze'den ayrılması, Filistin Yönetimi ve Hamas'ın tam ödeme yapamaması nedeniyle kalanların da maaşlarının yarıya indirilmesi gerçeğiyle daha da karmaşıklaşıyor.
 


Gazze'nin tıbbi sıkıntıları sadece sınırla kısıtlı değil. Bu yıl, ihtiyaç duydukları ilaçların yüzde 63'ünü temin edemeyen Gazzeli kanser hastaları en kötü ilaç kıtlığını yaşadı. Kuşatılmış bölgede radyasyon terapisi makinesi bulunmuyor.

Filistin Su Otoritesi, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve sivil toplum örgütü Ecopeace gibi kurumlarca gerçekleştirilen son çalışmalara göre, Gazze suyunun neredeyse yüzde 97'si içilemezken, Gazze'nin tek doğal su kaynağı olan aküfer de aşırı pompalamadan dolayı çöküşün eşiğine gelmiş vaziyette.

Gazze yakın zamanda üç küçük deniz suyu arıtma tesisi kurdu ancak bunlar kuşatılmış bölgeye temiz su sağlamakta yetersiz kalıyor. Daha büyük tesisler inşa ediliyor olsa da, bu projeler hem tamamlanmaları ve çalışmaları için gereken finansmanın hem de Gazze'deki elektrik ve girişine izin verilen yedek parçaların yetersizliği sebebiyle gecikiyor.

Filistin Su İdaresi'nden bir araştırmacı, Gazze daha temiz su üretebilse bile hastalıklarla dolu boru sistemleri ve depolama tankları sebebiyle insanların yine kirli su elde edeceğini belirtiyor.

Geçtiğimiz yıl, Şerit'in kötü şöhrete sahip elektrik bağlantı kesintileri gibi hususlarda küçük iyileştirmeler yaşandı. Yine de büyük sorunlar varlığını koruyor: Örneğin Gazze'nin kanalizasyon tesisleri hala düzgün çalışmıyor ve Şerit'in plajlarının yarısını kullanıma uygun olmayacak derecede kirletiyor. Genç işsizlik oranı yüzde 70'e yükselirken, oldukça az araştırılmış bir ruh sağlığı krizi devam ediyor.

Yardım kuruluşlarının desteğiyle Şerit mucizevi bir şekilde ayakta kalmayı başarıyor. WHO yetkilileri bana, Gazze'nin dünyanın en yüksek aşılama oranına sahip yerlerinden biri olmasının salgınlara engel olan tek şey olduğunu söyledi. Örneğin, sadece birkaç kolera vakası Gazzeliler'i domino taşları gibi devirebilir.

Gazzelilerin bu dehşetli koşullara karşı şaşırtıcı dayanıklılığı yaşanılabilirliğin kanıtı sanılmamalı. Sürdürülebilir olmayan bu duruma bir çözüm bulunması gerekiyor.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/voices/

Independent Türkçe için çeviren: Kerim Çelik

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU