Radikalizmle mücadelede toplumsal ortaklık

İllüstrasyon: Mike Austin

Birey merkezli radikalizmle mücadele programları, iki temel yolla toplumdaki şiddeti azaltmayı amaçlar.

Birinci yol, radikalin/teröristin motivasyonlarını yeniden yönlendirmek, ikincisi, topluma yeniden entegrasyonunu kolaylaştırmaktır.

Pratik düzeyde radikalizmle mücadele nispeten yeni bir strateji olduğu ve bu stratejinin değişen derecelerde başarı ve başarısızlığa ulaşan belirli programları içerdiği dikkate alınmalı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Bazı çalışmalar, kapsamlı bir yaklaşımın benimsenmesinin, radikalizmle mücadele programlarının başarı olasılığını artırmaya etkili bir şekilde katkıda bulunduğunu gösteriyorlar.

Bu bağlamda, bireyleri (grupları değil) hedef alan radikalizmle mücadele programlarının başarısı için ulaşılması gereken üç hedef vardır:

  • Tutuklanan radikalin, şiddete inanan bir ideolojiyi benimsemeye dayanan kanaatlerini şiddetten ziyade diyaloğa inanan bir yaklaşımla sarsmak amacıyla yeniden eğitilmesi. Bu bağlamda, yeniden eğitim sürecine katkı sağlamak amacıyla (radikal ideolojiden vazgeçmeye ikna olmuş) eski radikallerden yardım alınmalı. Etkinliğini daha da artırmak amacıyla tutukluların aile üyeleri de bu programa dahil edilebilir.
     
  • Tutukluların mali açıdan bağımsızlığa kavuşmalarını sağlamak amacıyla mesleki eğitim verilmesi. Ek bir adım olarak (projeler kurmaları için) devlet mali destek ve kredi sağlayabilir. Bu, tutuklularla yetkililer arasında güvenin oluşmasına katkıda bulunur.
     
  • Tutuklu serbest bırakıldıktan sonra insanca bir yaşam için uygun bir ortam bulması beklenir. Bu, maddi eksenin ötesine geçerek sosyal ve güvenlik konularına da uzanmak demek, çünkü bireyin yalnızlık duygusu onun radikalliğe dönüş olasılığını artıracaktır. Aynı şekilde, rehabilite edilen eski tutuklunun hâlâ yasal olarak kovuşturulan radikal grup üyelerinin misillemelerine kurban gitmemesi için de korunması gerekir.

Şiddet içeren radikalizmle mücadele (Countering violent extremism 'CVE') girişimleri, şiddet içeren radikal çevrelerde radikalleşmeye yol açan koşulları ele alır.

Bu girişimler terörist grupların yeni destekçiler ve üyeler kazanmasını engellemeyi amaçlar.

Hükümetlerin ve sivil toplum kuruluşlarının şiddet içeren radikalizmle mücadele etmek için kullandıkları stratejiler ve araçlar farklılık gösterir, farklı koşulları ve durumları yansıtırlar.

Bu bağlamda, Küresel Terörle Mücadele Forumu (GCTF), iyi uygulamalar (good practices) olarak adlandırdığı şeyin etrafında dönen bu stratejilerden bazılarını benimsemiştir:

  • Cezaevlerine odaklanmak ve şiddet yanlısı radikallerin rehabilitasyonu, -rehabilitasyondan sonra şiddetten vazgeçenlerin- topluma yeniden entegrasyonu için (ilgili ülkenin ortamına uygun)  iyi uygulamaları belirlemek.
     
  • Terör saldırıları sonrasında şiddet içeren radikalizmin mağdurlarına yönelik çalışmalarla bağlantılı uygulamaların bir envanterini çıkarmak ve saymak.
     
  • Şiddet içeren radikalizmle mücadelede (devlet kurumları, özel sektör ve sivil toplum gibi) çok sektörlü yaklaşımların önemini keşfetmek.
     
  • Şiddet içeren radikalizmle mücadelede en başarılı yöntemleri geliştirmek amacıyla yeniden değerlendirmek.
     
  • Şiddet içeren radikalizmle mücadele programlarının etkililiğini ölçmek.


Şiddet içeren radikalizmle mücadele için yerel stratejilere odaklanan iki ana araç bulunuyor. Bunlar; toplumsal katılım ile ve toplumsal polisliktir.

Toplumsal katılım (community engagement) ve toplumsal polislik (community policing), hükümet ile yerel toplumlar arasında güven oluşturmaya, yerel davalara ilişkin bir veri tabanına dayanan toplumsal çözümler geliştirmek için onlarla ortaklık kurmaya odaklanan birbiriyle ilişkili araçlardır.

Bu katılımın amacı, şiddet içeren radikalizm tehdidi konusunda toplumun farkındalığını artırmak, onlara gerekli araçları sağlamak, radikalizm ve şiddete müdahale etmelerini ve önlemelerini sağlamaktır.

Toplumlar güvenliklerine yönelik potansiyel tehditlerin ne kadar farkında olursa, onlara karşı koyma güçleri daha da artar ve tehditlerle kendileri yüzleşmeye daha hazırlıklı olurlar.

Toplum ile güvenlik güçleri arasındaki bu ortaklığın, yerel kültürel koşulların ve unsurların yanı sıra, ülkenin hukuk sistemine uyacak ve uluslararası hukuka saygı gösterecek şekilde dikkatle tasarlanması gerekiyor.

Bu bağlamda en göze çarpan iyi uygulama, toplumsal katılımı ve toplum destekli polisliği kısa vadeli taktikler yerine uzun vadeli ve sürdürülebilir stratejiler olarak teşvik etmek olabilir.

Buna dayanarak yerel sorun ve şikayetlerin anlaşılması, bireyleri radikal fikirleri benimsemeye iten toplumsal krizlerin köklerinin kurutulması için gerekli araştırmalar yapılmalı.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

Şarku'l Avsat

DAHA FAZLA HABER OKU